
İSTANBUL KAFKAS KÜLTÜR DERNEĞİ’ nin sayın üyeleri, Sayın İstanbullu çerkesler,
Mensubu bulunduğumuz etnik doku, tarihiyle, kültürüyle ve farklı yaşam felsefesi
İle vazgeçemediğimiz değerleri taşımaktadır.
145 yıllık muhaceret sürecinde, başta DİL olmak üzere bu değerlerden çok şeyi
kaybettiğimiz acı bir gerçek.
Ancak, daha acısı, kaybetme sürecinin göz göre devam ediyor olmasıdır.
Yaşadığımız ülkede, resmen değilse de gerçekte azınlık olduğumuz bilinen bir gerçek. Üstelik Ülke sathında darmadağınık bir durumdayız. Bu durumda asimilasyon doğal ve kaçınılmaz bir sonuç gibi gözüküyor.
Her ne kadar doğal ise de, kaçınılmaz ise de, ÇERKES kültürünü ve kimliğini özümsemiş normal bir insan için, böyle bir sonucu kabul etmek, duyarsızlıktır, acizliktir.
Bunun için, bu ülkede yaşayan çerkesler 100 yıl evvel örgütlenme refleksini gösterdiler.
O devrin zor şartlarına rağmen örgütlenmenin yollarını ve çarelerini buldular.
Çünkü onlar, örgütsüz yaşamanın yok olmak anlamına geldiğini fark etmişlerdi.
Bu nedenle, dillerini, kültürlerini ve kimliklerini korumayı görev saydılar, bu konuda
Görev aldılar, görev verdiler, gönül verdiler ve çalıştılar. İmparatorluğun çöküşü ve İstiklal harbi sonrası, Örgütsüz ve sessiz geçen 1946 yılına kadarki sürecin sonunda, tekrar örgütlenme ve toparlanma çabaları başladı ve derneğimiz 1952 yılında resmen kurularak faaliyetine başladı.
Yarım asırdan fazladır faaliyette olan derneğimizde yüzlerce çerkes görev aldı ve çalıştı.
Sizler de bize 2 yıl evvel, 28 Ekim 2007 tarihinde yapılan Genel Kurul da GÖREV VERDİNİZ.
Bu görev için hazırlıklı ve donanımlı olmadığım halde, iki yıl boyunca bir ekip çalışması modelini uygulayarak önemli hizmetler yapmaya çalıştık.
Bu defa, Dünya, Türkiye ve Kafkasya çok kritik bir süreçten geçerken, 01 Kasım 2009 günü yapılan genel kurulda tekrar GÖREV VERDİNİZ. Ancak, görev vermeniz yetmiyor. Özellikle bu kritik dönemde görevi hep birlikte üstlenmek, hep birlikte koşmak ve çalışmak zorundayız.
Aslında kurumumuz çalışıyor. 7 den 77 ye her yaştan, her görüşten insanımız bu derneği seviyor ve katılıyorlar. Derneğimizde yoğunluk olağan üstü. Ancak yoğunluk ta yeterli değil.
Çünkü artık klasik dernekçilik dönemi geçti. Üst Kurumlarımız var. Ülke ve Dünya çapında gelişmelere muhatap olmak, kamu oyu boyutunda duruş sergilemek ve varlık göstermek gibi sorumluluklarımız var artık.
Bu nedenle, üyelerin kenarda durup uzaktan setretmek gibi bir hakkı yoktur. Birlikte,
Koşmak, birlikte üretmek gibi toplumsal sorumluluklarımız vardır. Bu nedenle herkesi göreve davet ediyorum. Çünkü yapılacak çok işimiz var.
Saygılarımla.
H.Yaşar NOGAY
Yönetim Krl. Bşk.
|