|
29-09-2011-Hafta sonu Kafkas Araştırma Kültür ve Dayanışma Vakfı’nın (KAF-DAV) ‘21. Yüzyılda Çerkesler: Sorunlar ve Olanaklar’ başlıklı uluslararası konferansı için gittiğim Ankara’da otel odasına girdiğimde boş değildi. Vestiyerde ‘Chen Bram’ etiketli bir bavul vardı. Bram Kafkasya’daki Yahudilere dair yazılarından tanıdığım biri. İsrailli bir Yahudi. Hayfalı. Odamı biriyle paylaşacağımı bilmiyordum. Yahudi hassasiyetine binaen yanlış anlaşılır diye tek kişilik oda isteyemedim. Bu 2. kez başıma geliyor. 2002’de ‘Çeçen Kongresi’ için gittiğim Kopenhag’da gecenin bir saatinde öksürerek uyandım. Odayı sigara dumanı kaplamıştı. Masada biri bir şeyler karalıyordu. Uyandığımı görünce sigarayı söndürüp pencereyi açtı. Sabah konferansta kürsüye çıkınca arkadaşımın Çeçenya Sağlık Bakanı Dr. Ömer Hanbiyev olduğunu anladım. Kahve arasında İngiliz oyuncu Vanessa Redgrave ile ayaküstü konuşurken Hanbiyev yanıma gelip özür diledi: “Savaş sırasında kamplarda bulundum, bodrumlarda ameliyatlar yaptım, psikolojim bozuldu ve sigaraya başladım. Söz, savaş bitince sigara da bitecek.” O duman bizi dost yaptı.
09-08-2011-Çocuklar bir dili konuşmuyorsa o dil yaşamıyor
Kendisini dünya müzisyeni olarak tanımlayan ve kaybolma riski altındaki dillerle ilgili şarkılar söylemeyi tercih eden Gülcan Altan, ilk etnik müzik albümünde Çerkesleri anlattı.
Türk müziğinin yanı sıra, Latin dillerinde söylediği şarkılara ve fadolarla beğeni toplayan Gülcan Altan, aldığı Türk müziği eğitimiyle dikkat çekiyor. Türkçe şarkılardan oluşan “Gülümser” albümü ve 10 dilde 10 şarkı adlı ortak bir çalışmada yer alan sanatçı son olarak Adığece ve Abhazca şarkılarını seslendirdiği “Gunef “adlı albümünü hazırladı. Gülcan Altan ile Kalbin Işığı anlamına gelen “Gunef’” üzerine konuştuk
01-08-2011-12 Temmuz'da Alman Yeşiller Partisi eş başkanı Cem Özdemir 12 Temmuz'da Quadriga Vakfı kurucu üyeliğinden istifa etti.
Quadriga'nın Rusya Başbakanı Vladimir Putin'e ödül verilmesi kararını protesto eden ilk tanınmış kişilerden biri olan Özdemir, Putin'in Alman-Rus ilişkilerinin stabilize edilmesine katkı sağladığını kabul etti, ancak Rus liderin demokratik vasfı hakkındaki şüphelerini dile getirdi. Alman kamuoyunda yükselen protesto dalgasının sonunda ise 2011 Quadriga ödül töreni iptal edildi. Bir Alman gözlemcinin de işaret ettiği gibi, “Almanya’nın politik ve entelektüel odakları tamamen, günümüz Rusya’sının nasıl algılanması gerektiği ve Rusya’ya yönelik Alman politikasının nasıl olması gerektiği konusunda bölünüyor”. Putin ve Rusya’nın küçük düşürülmesi, zamanlama açısından daha da ağır oldu. Quadriga, Almanya’da “Petersburg Diyalogu” adı altında gerçekleştirilen üst düzey bir Alman-Rus forumu yapılmadan bir gün önce ödül törenini iptal ettiğini duyurdu.
01-08-2011-Amerika Bileşik Devletlerinde yaşayan Çerkesler, 19. yüzyılda Rusya-Kafkasya savaşları döneminde yaşanan Çerkes Soykırımının incelenmesi talebi ile bilim adamlarına başvurdu. Çerkes heyeti, anavatanlarında ve diasporada yaşayan Çerkeslerin durumu hakkındaki raporlarını Uluslararası Soykırım Araştırmacıları Birliği’nin (International Association of Genocide Scholars) 9. toplantısında sundu. “Gerçek, Hatıra, Adalet, Yeniden İnşa” konulu konferans Arjantin’in başkenti Buenos Aires’de geçen hafta yapıldı.
Konferansta Çerkes Soykırımı hakkında bir tebliğ sunan, The North Western Caucasus kitabının yazarı, Arizona Occidental College profesörü Walter Richmond Amerika’nın Sesi’ne (voanews.com) “Çerkes Soykırımının Uluslararası Soykırım Araştırmacıları Birliği’nin programına dahil edilmesi, tüm dünyadaki akademisyenlerin ilgisini arttıracak, bu meseleyi, insanlık tarihindeki üzerinde çalışma yapılmış ve iyi bilinen soykırımlar düzeyine taşıyacak” açıklamasında bulundu.
02-06-2011-Rusya, Venezuella, Nikaragua ve Nauru’nun ardından bir ülke daha Abhazya’yı tanıdığını resmen açıkladı.
Daha önce Rusya, Venezuella, Nikaragua ve Nauru tarafından bağımsızlığı tanıyan Abhazya'yı resmen tanıyan ülkelerin arasına Vanuatu da katıldı.
Vanuatu, 29 Nisan 2010'da da bağımsızlığını açıklayan Kosova'yı tanımıştı.
Vanuatu Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan resmi açıklamada, Abhazya'nın bağımsızlığını tanıdıkları ve en kısa zamanda diplomatik ve ticari ilişkileri geliştirmek istedikleri vurgulandı.
Abhazya Cumhuriyeti ve Vanuatu Cumhuriyeti Hükümetleri "Hak ve Devletlerin Görevleri" konulu 1933 Montevideo Sözleşmenin ilkelerinin yanı sıra Uluslararası Hukuk ve Milletler Hakları normları rehberliğinde diplomatik ilişkilerin kurulması için anlaşmaya vardı.Yapılan resmi açıklamada "İki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin kurulması ve karşılıklı yararlı işbirliği, Vanuatu ve Abhazya halkları arasında ekonomik, kültürel ve diğer ilişkilerin geliştirilmesi yoluyla inşa edilecek modern jeopolitik dünyanın gerekliliğinden kaynaklanmaktadır. " denildi.
12-07-2010-
Kafkasya’da büyük oyuna dair cadı kazanına girince, sanırsınız ki ABD dışişleri bakanları, Erivan ya da Bakü’yü yayla yoluna çevirmiştir. Ama değil. 18 yıl sonra ilk kez bir dışişleri bakanı Azerbaycan ve Ermenistan’ın kapısını çaldı. Hillary Clinton Polonya, Ukrayna ve Gürcistan’ın da yer aldığı beşli tur kapsamında 4-5 Temmuz’da Bakü ve Erivan’daydı. Hem James Baker’dan sonra ilk olması hem de Rusya ile ilişkilerde ‘reset’ düğmesinin Rus hinterlandına yansımaları açısından önemliydi. Ermeni, Azeri ve Gürcüler abartılı anlamlar yüklese de ziyaret sembolikti. 2008’de Tiflis’in çıkardığı savaştan beri, bölgede zemin kaybeden ABD’nin bir nüfuz toparlamasına ihtiyaç duyduğu aşikâr. Haliyle Clinton’ın sepetinden Karabağ gibi müzmin sorunlarda ‘atılım’ getirecek sihirli değnek değil ‘gönül alma’ elmaları çıktı. Karşısında üç sıkıntılı başkent vardı: Türkiye ile normalleşme süreci bariyere toslamış, Karabağ’da sıkışmış ve içerde muhalefetin zorladığı bir Erivan; Savaş tehdidiyle kas gücünü göstererek Kababağ’daki süreci zorlayan, bunu yaparken de ABD’yi MİNSK grubunda tarafsızlığını yitirmekle suçlayan bir Bakü; Obama tarafından itilip kakılan, savaş sonrası ‘de facto’ silah ambargosuna maruz kalan bir Tiflis.
01-07-2010- Obama yönetimi, direnişi Çeçenya sınırlarından tüm Kafkasya’ya taşıran ve ‘bağımsız Çeçenya’ hedefinden ‘İslami Kafkasya’ ülküsüne savrulan Kafkasya Emirliği lideri Doku Umarov’u ‘teröris listesi’ne alarak Rusya’ya jest yaptı. Karar bu harekete Amerikan ilgisinin ‘resmen’ bittiği anlamına geliyor. Rus-Amerikan ilişkilerinde ‘reset’ (yeniden kurma) düğmesine basılmışken bu beklenen bir adım. Ancak doğrudan Obama yönetimi olmasa da Amerikan kurumsal yapısının unsurları, Kafkasya’nın başka bir cephesiyle pek alakadar; Bu ilgi yükselen Çerkes milliyetçiliğine. Birkaç yıldır soykırımın tanınması talebiyle başlayıp Batı Kafkasya’daki Adıge adacıklarını birleştirerek Çerkesya’nın kurulması çağrısıyla güçlenen bir trend bu. Ve buna sözcülük eden birkaç kişi ‘baskılar’ üzerine Amerikan kurumlarının himayesinde ABD’ye yerleşti. Yakında başka figürlerin ‘sığınma’ hikâyelerine de tanık olabiliriz. Hatta bir gün ‘sürgünde Çerkes kongresi’ kurulursa şaşmayalım. Her şey konjonktüre bağlı.
18-06-2010-FEHİM TAŞTEKİN
RADİKAL Dış Haberler 17/06/2010
Kırgızların akil adamı Cengiz Aytmatov’un Orta Asya’nın ‘demokrasi adası’ diye gıptayla bakılan ülkesine ne oldu? Ne oldu da Manas Destanı’nın 500 bin hatta yeni anlatılarla 1.5 milyonu bulan dizelerini hatmetme sabrını gösteren bir halkın sabır taşı çatladı? Biz ki onları okumuş adamlar olarak bilirdik, destan hafızı Manasçıları ya da ‘ırçı’ları keyifle dinlerdik. Efendiliğin alâmetifarikası beyaz kalpağa neden kan sıçradı?
Aytmatov’un tavsiyesiyle halkına önderlik etmiş Asker Akayev, ülkesini Orta Asya’nın diğer despotlarından farklı kılan çizgisini nepotizme feda edip baskıcı rejime meyledince 2005’te ‘lale devrim’le uğurlandı. Kırgızlar, selefinin hatalarını tekrarlayan Kurmanbek Bakiyev’i de nisanda indirdi. Rusya’dan peşinen, ABD’den rötarlı destek gören yeni yönetim parlamenter demokrasi için referanduma hazırlanırken Bakiyev’in kalesi güneyde etnik çatışma çıktı: Fergana vadisinin düşman kardeşleri Kırgızlar ve Özbekler savaşa tutuştu. Oş’ta Bakiyevci Kırgızlar, ‘bayan temiz’ lakaplı geçici başkan Roza Otunbayeva’dan yana duran Özbeklere karşı etnik temizliğe girişti. Bunu kimin tezgâhladığı tartışılır ama olup bitenler 1989-1991 olaylarının izdüşümü.
28-05-2010-Kafkas Kültür Dernekleri üyesi bir grup, Çerkezler'in 1864 yılında Rus-Kafkas Savaşı sonrasında sürgün edilmesinin yıl dönümünde, Kocaeli'nin Kandıra ilçesinde anma etkinliği düzenledi.
Kefken Karaağaç köyünde, yaklaşık 1.5 milyon Çerkez'in sürülmesinin yıl dönümü dolayısıyla gerçekleştirilen etkinlik, Kafkas Anıt Mezarı'nda başladı.
28-05-2010-Kafkas Dernekleri Federasyonu'na (KAF-FED) bağlı İstanbul'daki Kafkas Dernekleri (KAFDER) tarafından Çerkezlerin Ruslar tarafından sürgün edilişinin 146. yıl dönümü dolayısıyla Beşiktaş İskelesinde gerçekleştirilen törende, sürgünde ölenlerin anısına denize siyah çelenk bırakıldı.
|